|
Ece Temelkuran / Ağrı'nın Derinliği |
|
Pazartesi, 26 Mayıs 2008 |
Ece Temelkuran
Ağrı'nın Derinliği
"Birazdan anlatacaklarım Ermeniler üzerinedir. Ama bir o kadar da, Türk olmak üzerinedir. Onlardan, belki ilk kez söyledikleri şeyleri dinlerken benim de Türk olmak üzerine ilk kez düşünmem üzerinedir. Bana ülkeler boyunca anlattıkları dünkü hakikatin ne olduğu üzerine değil, bugünkü hakikat üzerinedir. Anadolu’dan, Anadolu’yu terk etmek zorunda kalmış herkese gönderilmiş uzun bir mektuptur bu. İnsan nasıl hatırlar, nasıl unutur, nasıl barışır, nasıl affeder? Bu sorular hakkındadır anlatacaklarım.
Bu, dünya üzerindeki herkes için yazılmış bir unutma ve hatırlama yolculuğunun hikâyesidir…"
Ece Temelkuran bu cümlelerle başlayan "Ağrı'nın Derinliği"nde Ermenilerin kalbine doğru bir yolculuğa çıkıyor. Temelkuran, Ermenileri daha önce hiç yazılmamış biçimde anlatırken Türk olmayı yeniden tarif ediyor. Her iki halkın anlam haritalarında yapılan bu yolculukta, aidiyet kavramı yeniden tanımlanırken Temelkuran soruyor: ‘Biz’ nasıl kurulur?
‘Ağrı’nın Derinliği, hem Ermeniler hem Türkler için bu soruyu cevaplarken Türk kimliği üzerine bir hatırlama öyküsü de yazıyor.
Ermenistan, Fransa ve Amerika’da çıkılan bu yolculuk hikâyesi okuyucuyu sadece o ülkelere değil aynı zamanda kendi hafızasında ‘hatırladığını hatırlamadığı’ yerlere götürüyor. Ece Temelkuran ile çıkacağınız bu yolculukta hiç gitmediğiniz kendi “evinize” gideceksiniz.
“Aidiyetlerimiz böyle olsun istiyorsun. Ne kapana kısılalım “vatansever” olarak, ne dışına atılalım “hain” olarak. Yeni bir aidiyet olsun, dışına çıkabildiğimiz için büsbütün reddetmek kalmayacağımız; içinde olduğumuzda büsbütün üzerinize sinmeyecek bir ev."
ECE TEMELKURAN
Ağrı’nın Derinliği
321 sayfa, Mayıs 2008
|