|
Cihat Burak'ın Kadınları ve Sofraları Sanal Müze'de |
|
Pazartesi, 03 Mart 2008 |
Cihat Burak’ın Kadınları ve Sofraları Sanal Müze’de
Eczacıbaşı Sanal Müzesi, ölümünün (3 Mart 1994) 14. yıldönümünde, Cihat Burak’ın 1940-1992 dönemi yapıtlarından oluşan 90 yapıtlık bir seçki sunuyor. Serginin küratörü Haşım Nur Gürel’in iki metni Burak’ın resimlerindeki “kadınlar”a ve “sofralar”a odaklanıyor, bu temalı yapıtlarını yorumluyor. 24 saat boyunca açık olan bu sanal sergiyi www.sanalmuze.org internet adresinde ziyaret edebilirsiniz. Bu önemli sanatçımızı tüm yönleriyle tanımak için kaçırılmaması gereken bir fırsat olan İstanbul Modern’deki Cihat Burak Retrospektifi ise, 23 Mart’a kadar gezilebilir.
Gürel, Burak’ın resim dilini ve onun için “sofra”nın önemini şöyle anlatıyor:
“Cihat Burak’ın gerek yazın gerekse resim alanında eş zamanlı olarak ürettiği yapıtların, kendi kişiliğinin ve yapıldıkları dönemin atmosferinin çözümlemeleri için çok zengin bir birikim oluşturduğunu ve bu açıdan oldukça bakir bir araştırma alanı sunduğuna dikkat çekmek gerekir. Burak’ın çarpıcı fotografik bir imgeyi başka fotografik imgeler ve belleğinden imgeler ekleyerek, yakın çevresini “ti”ye almaktan geri durmadığı ve hem toplumsal hem de kişisel hesaplaşmalarını birlikte gördüğü söylenebilir. Bunu da konu aldığı kişilere ve anlayışa yönelik duygularını -hor görmeden tiksinmeye uzanan tüm ölçek boyunca- güçlü bir anlatıma kavuşturabilmek için yağlıboyayı kalın bir hamur veya günümüz sinemasında fantastik öğelerin yaratılmasında kullanılan silikon maskeler gibi bir katman halinde kullanarak geliştirdiği kendine özgü resim dili ile yapar.”
“(...) “Sofra” onun için öncelikle aile fertleri ile birlikte omuz omuza oturulan, sohbet edilen ve yemek yenen yer anlamına gelmektedir herhalde… Tek resmi evliliğinin ardından Paris’e gidişi veya kaçışı ve ancak on sene ve bir sürü badireden sonra eşinden ayrılabilmesi, ondaki bu sofra özleminin de nedenlerinden birisi olabilir. Öykülerinde ve resimlerinde sıkça işlediği meyhaneler, lokantalar ve benzeri yerler geçici ve kısa süreler için uğranılan duraklar olarak görüldüklerinden ve aile ve kadın sıcaklığı ihtiva etmediklerinden “sofra” olarak addedilmezler. “
Gürel, ressamın ünlü kadınlarından “İncili Kız”ı ise şöyle yorumluyor:
“Cihat Burak bu resmi Bursa Spor Salonu mimarı olarak o kentte bulunduğunda yalnız başına kaldığı, pek bir ısınma olanağının olmadığı koca bir konakta gerçekleştirmiş. Bu olumsuz koşullarda kendisini ısıtacak bir “Venüs” yaratıp, onun imgesi ile kendisini ısıtarak aşabilmek ancak Cihat Bey gibi usta bir yaratıcının üstesinden gelebileceği bir şey…
Resimde dört ana motif olduğu söylenebilir; en arkada öne sıralarsak: gökyüzünde dev bir inci gibi parıldayan mehtap, kendi içinde erotik çağrışımlı bölümleri de olan garip yapı, ressamın diğer resimlerinden izini sürebileceğimiz esmer, kırmızı dudaklı, minyon kadın ve incilerden oluşan giysisi, sol alt köşedeki resimdeki incilerin kaynağı olduğunu düşündüğümüz dev istiridye ve bize doğru bakan, ressamın alamet-i farikası, simgesi olan gözlerini bize dikmiş tekir kedi… İlk üç motifin cinsellikle ve doğurganlıkla ilgili metaforları, çağrışımları olduğu söylenebilir; ama sonuçta, iki eliyle inci peçesini aralayıp ürkek yan bakışlarla resmin dışındaki uzak bir noktaya bakan bu kadın imgesinin etkileyiciliği onu Türk resim sanatının tartışılmaz doruklarından birisi kılıyor.”
|